Hayriye Erasmus’tan dönmüş, havaalanından direkt eve geliyor, sıkı kotu ve crop topuyla kapıda duruyor, valizini bırakıp kocasına sarılıyor, ama gözleri ateş gibi yanıyor, kokusu yabancı parfüm karışmış. Kocası valizi kenara koyunca Hayriye elini pantolonun önüne koyuyor, bebeğim… Avrupa’da çok özledim, ama asıl seni özledim diye fısıldıyor, sesi boğuk ve açgözlü, fermuarı indirip kalın sikini eline alıyor, hemen diz çöküp ağzına…